m. bahadir's profileso close that your hand ...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    October 21

    KADIN KOKUSU

    KADIN KOKUSU

    Hiçbir kadının kokusu
    Böyle kalmamıştı yastığımda.

    Hiçbir kadının kokusunu
    Böyle özlememiştim.

    Erkek olmak ne demek
    Senin gibi bir kadını sevince
    Anladım...


    Tarifsiz, tuhaf
    Bir şeymiş erkeklik,
    Sözcüklere sığmayan...

    Sen erkekliğimi
    Gümüş bir şarap kadehinde götürdün.
    Sevişmemi
    14. Louis’nin sarayına hapsettin.

    Acıyla dağıtıyorum şimdi kasıklarımı,
    Dudaklarının izini silmek için
    Şehirdeki tüm fahişelere,
    Umutsuzca...


    Kokunu bedenimden çıkarmak için
    Öfkeden ağlayarak sevişiyorum
    Kokusuz yastıklarda

    Şarap kadehi kırık kadınların
    Fahişesi oluyorum
    Bir gecede...

    Küçük bir çocukmuşum gibi
    Saçlarımı okşuyorlar
    Yorgun bir sevişme sonrası
    Öfkeden ağlarken...


    Senin teninin ötesinde ne var
    Bilmiyorum gözlerim ıslakken
    Yeni bir gümüş şarap kadehi nasıl bulurum?

    Sakallarım uzuyor
    Yorgun çarşafların arasında,
    Aldırmıyorum
    Kadınların yanaklarını acıtmaya,
    Benim canım çok acıyor
    Sen erkekliğimi
    Gümüş bir şarap kadehinde
    14. Louis’nin sarayına kaçırdığında...

    Kadın olmak istiyorum
    Bir erkeğin yanağına dokunduğunda
    Onu çocuğa dönüştüren
    Senin gibi
    Büyücü bir kadın

    Erkek olarak nasıl yaşanır
    Artık bilmiyorum...

    Erkekliğimi senin gümüş avuçlarına bırakmışken
    Kadınlarla nasıl sevişilir
    Unutuyorum...

    Yalnızca bekliyorum şimdi
    Kokusuz tenlerin koynunda.

    Kasıklarını
    Sıcak bir şarap kadehinde kaybetmiş birinin
    Saçlarını okşuyor fahişeler
    Buzdan ay ışığı sonatında...


    Saçlarım yastıkta yalnız kalmasın diye
    Otelleri geziyorum her gece,
    Dumanların arasında
    Şarap kadehlerini kırarcasına soyunan
    Kadınları seyrediyorum

    Senin nasıl seviştiğini
    Kimseye söyleyemiyorum...

    Bedenimde kadınlığının izleri var,
    Onları hiçbir fahişenin rujuyla silemiyorum


    Tenimi
    Acı şaraplarla kirletip
    Tılsımlı kokundan

    Kurtulmayı bekliyorum...


    İki kadının arasında
    Bir alacakaranlık kuşağının sonunda
    Gözlerimi çatlak tavana dikmiş yatarken
    Bir kez daha anlıyorum

    Ben senin
    Kadınlığını
    Seviyorum...



    14. Louis’nin sarayında şenlikler düzenleniyor...
    Istakozlar kızarırken
    Pembe etli genç kızlar
    Fıskiyeli havuzlarda dans ediyor...

    Benim erkekliğim acırken
    14. Louis
    Yaylı çalgılar eşliğinde
    Ressam Rigaud’ya gülümsüyor...



    Ben senin yanında ağladım bir gece,
    Gizimi senin kabuğuna teslim ettim.
    Gözyaşlarım benim ıslak sırrımdı,
    Onu
    Kadınlığına gizledim...

    Senin teninin içinde olmak istedim,
    Senin kadın kokuna sahip olmak...

    Erkeklik oyunlarım bulandı
    Ten haritamın sınırları karıştı...

    Kokunu içime çekerken
    Çocuk olduğumu hatırladım...

    Seni severken
    Kadınlığı sevmiş olduğumu anladım...



    Kuşkusuz hayatta kalacağım,
    Öfkeden ağlasam da
    Yeni kadın haritaları keşfetmeye çıkacağım

    Ama bir kez biliyorum artık
    Ben kokumu
    Bir Güneş Kralının
    Şarap kadehinde bıraktım...

    Kollarında ağladığım gece
    Deniz kabuğu sırrımı
    Yastığına sardım...


    14. Louis
    Versailles’ın Aynalar Galerisi’nde
    Ressam Rigaud’ya gülerken

    Ben tüm bir Rococo devrini
    VanGogh’un kulağıyla kapattım...


    Fahişelerin kadehlerini kırdığı
    Mavi Kadife gecesinde

    Erkekliğimi
    Senin yastığında unuttuğumu
    Bir kez daha hatırladım...

    October 08

    her gün

    Her gün bir kelebek, kanatlarıyla kapatıp yüzünü, düşer kuru toprağa. Ve bunlardan biri de sen isen, ancak görürsün, aslında hep karşında kükreyen ama sesini bir kez bile duymadığın denizi
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
    Thanks to Susie